24 Şubat 2011 Perşembe

Utanç





Tuhaf bir hayat olduğunu biliyorum ama tuhaf bir ülkede yaşıyoruz, ya da tuhaf bir dünyada yaşıyoruz. Kendi tarihimizi bil(e)memek insanın başına gelebilecek en kötü şeylerden. Çünkü kendini tanımıyorsun, beraber yaşadığın insanları tanımıyorsun, geçmişten getirdiğin genetik miras nelere kadir hiç bir fikrin yok. Gerçek tarihini bilmeyen, bunun yerine saçmasapan kahramanlık, hoşgörü zırvalarıyla beyni doldurulan insanlarız ya da jenerasyonuz. Ve hatta ben ve benim gibi kısmen daha eğitimli, daha sorgulayıcı, daha vicdanlı ..vs insanlar bile bilmiyor bu olayları.

Uzun zamandır, daha doğrusu öğrendiğimden beri, beynimi kurcalıyor, nasıl olur nasıl yapılır, biz işte böyle bir toplumuz diye. 6-7 Eylül olaylarından bahsediyorum, İstanbul'da yaşayan Rum vatandaşlar başta olmak üzere tüm gayrimüslimlere karşı girişilen saldırı, yağma, tecavüz, aşağılama..
Ben bunu ne zaman öğrendim? bilmiyorum belki 5 sene önce belki 7-8. Ama 31 yaşında olduğum göz önüne alınırsa ortaokul, lise hatta üniversitede bile öğrenmediğim aşikar. Neden saklanıyor, neden gizleniyor, neden yok gibi davranılıyor..? Aynı şekilde "Ermeni tehciri" olarak bildiğimiz olayların da hiç bir yerde öğretilmediği kesin. Sebebi tabii ki utanç. Hayır pişkinlik, hasıraltı etme ya da yok sayma değil. Öyle olsaydı olaylar anlatılır ama başka bir (istenilen) perspektiften anlatılırdı (tüm Osmanlı tarihimizin olduğu gibi). Anlatılmamasının, an-la-tı-la-ma-masının sebebi utançtan başka birşey olamaz. Bunları yaşadığımız, yaşattığımız için utanç duymak. Dönemin provokatörleri ve planlayıcıları bile olayların bu kadar ileri gideğini tahmin etmemiş, durduramayınca sıkıyönetim ilan edilmiş...müslüman halkın gayrimüslimlere bu kadar hınç beslemesinin, saldırmaya, eşyalarını yağmalamalamaya, dövmeye, tecavüz etmeye bu kadar hazır olmalarının sebebi ne olabilir? Bu çığrından çıkmanın altında yatan duygu nedir? Hınç besleme mi? Kıskanma mı? Bir toplu boşalma mı?







"Türk basınına göre 11 kişi, bazı Yunan kaynaklarına göre 15 kişi[7] öldürülmüştür. Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Dilek Güven'in Sabah gazetesine verdiği röportaja göre ölü sayısının az oluşu gruplara "ölü olmasın" emri verilmesi sebebiyledir. Resmî rakamlara göre 30 kişi, gayriresmî rakamlara göre 300 kişi yaralanmıştır. Güven'e göre resmi rakamlara göre 60 olan tecavüze uğrayan ve utanmalarından veya korkmalarından dolayı şikayette bulunamayan kadın sayısının 400’e yakın olduğu tahmin edilmektedir. [8]

4.214 ev, 1.004 işyeri, 73 kilise, bir sinagog, iki manastır, 26 okul ile aralarında fabrika, otel, bar gibi yerlerin bulunduğu 5.317 mekân saldırıya uğramıştır.[9]

Maddi hasarın, o günün değerine göre 150 milyon - 1 milyar Türk Lirası arasında olduğu tahmin edilmektedir.[kaynak belirtilmeli] Demokrat Parti hükümeti zarara uğrayıp tescil ettirenlere toplam 60 milyon Türk Lirası cıvarında tazminat ödemiştir.[9]

Zamanın gazetelerine göre asıl suçlu, Türkleri provoke eden Rumlardır. Halbuki 6-7 Eylül olaylarının sadece Kıbrıs'la ilgili olarak Rumlara yapılmış bir misilleme olmadığının bir göstergesi, tahrip edilen işyerlerinin sadece yüzde 59'u Rumlara aitken, kalan yüzde 17'sinin Ermenilere, yüzde 12'sinin Yahudilere ait olması, hatta dönmelere ve Müslüman olmuş Beyaz Ruslara ait mekânların bile saldırıya uğramasıdır"





Tüm bunları yeniden düşünmeme yol açan dün akşam Güz Sancısı'nı ilk defa izlemem. Hala da bu filmin verdiği duyguyu içimde taşıyorum. Garip bir üzüntü, pişmanlık ve utanç duygusu..(bunda sanırım Beren Saat'in inkar edemeyeceğim iyi oyunculuğu). Hayır ben kendimi bunu yapan grup adına suçlu hissetmiyorum çünkü kendimi "biz ve onlar" diye ikiye ayrılmış hissetmiyorum. Sadece bunları okudukça, öğrendikçe, araştırdıkça şimdi içinde bulunduğumuz ülke ve insanların durumu açık ve net belli oluyor. Nerelerden buralara geldiğimiz belli işte..Bu olayların devamı Deniz Gezmiş2lerin öldürülmesi, bir çok faili maçhul cinayet, hala kazma vurunca topraktan çıkan toplu mezarlar ve Hrant'ın öldürülmesi..Tarihini bilmeden ne olduğunu bilemezsin.. Tüm bunların geride kaldığına, bittiğine ve bir daha olmayacağına inanabilecek kadar saf bir iyi niyetli olmak istiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder